Ebedi Üstat
Gerçek bir sanat insanı olan, içinde ki mutluluğu ve sevgiyi sohbetini sürdürdüğü her ortama/kişiye yansıtan Hakan Sepetçi’nin 1999 yılında hayata gözlerini yumdu.
Aradan onca zaman geçmesine rağmen bugün hala tatlı bir tebessümle anılmasının ve ”Hakan çok başkaydı” şeklinde zikredilmesinin sebebinin ilk paragrafta ki anlatımdan çok daha fazla olduğu aşikar.
Sepetçi’nin sıradışı kişiliğinin bir kısmı aşağıdaki hayat hikayesinde, bir kısmı ise sanat dünyasının tanınmış ve başarılı isimlerinin, Sepetçi için yazdıkları yorumlarda. Fakat hiç biri onun nadide kişiliğini tam anlamıyla anlatmaya yetmez, yetemez. Çünkü Sepetçi gerçek mana da yaşanılması gereken sıra dışı bir insandı.
Sepetçi’yi anlamak vardır, bir de yaşamak. Onlar Hakan Sepetçi’yi yaşadılar ve anlattılar. Anlamak ve yaşatmak ise sende…
SEPETÇİ’NİN BİYOGRAFİSİ
Bursa’nın Karacabey ilçesinde 16 Kasım 1966 yılında doğan ve 1999’da genç yaşta kaybettiğimiz ünlü tiyatro sanatçısı, program yapımcısı ,medya mensubu ve yazar Hakan Sepetçi orta öğrenimini tamamladıktan sonra İstanbul Hukuk Fakültesini kazanmıştı. Tiyatroya olan tutkusu okulunu aksatmaya başladı ve bir süre sonra İstanbul Hukuk Fakültesinden atıldı. İnatla çalışıp bir sonraki sene tekrar İstanbul Hukuk Fakültesini kazanarak kaldığı yerden okuluna devam etti.
Karacabey’li Hakan Sepetçi, 1986 yılında profesyonel tiyatro sanatçılığına adım atrı. Ferhan Şensoy’un sanatçı ekolünden yola çıkan Sepetçi, Münir Özkul, Erol Günaydın, Belkıs Dilligil gibi ünlü isimlerle birlikte çalıştı. Birçok Tiyatro eserinde sahneye , çeşitli Tv programları ile seyirci karşısına çıktı. Sepetçi’nin en bilinen programları ‘’Bence’’, ‘’Zaping Arası’’, ‘’Rokoko’’, ‘’Gençlik Meclisi’’ ve uzun yıllar akıllardan silinmeyen Fazla Mesai.
TV dünyasına yaptığı programların yanı sıra klip dünyasına da adım atmasını başaran Sepetçi Şair yazar Ataol Behremoğlu’nun seslendirdiği ve Haluk Çetin’in ezgilendirdiği ‘Aşk İki Kişiliktir’ şarkısının klibi, Sepetçi’nin objektifinden Türkiye’deki Tv kanallarına konuk oldu.
Fakat genç yaşta yakalandığı hastalık Sepetçi’nin genç yaşında ölümüne sebep oldu. Fazla ömrünün kalmadığını öğrendikten sonra Sepetçi, Bursa Olay Tv’de ki programına Fazla Mesai adını vermişti. Gerçekten de Sepetçi Fazla Mesai yapıyordu.
Sanat camiasında ki dostlarının katkılarıyla Sepetçi adına İstanbul Harbiye Açık Hava Tiyatrosunda ”Yaşasın Sanatçı 97” adlı bir gece düzenlendi. Geceye Fatih Terim, Burak Kut, Cem Yılmaz, Uygur Kardeşler, Levent Kırca, Oya Başar, Emrah, Yılmaz Erdoğan gibi ünlü isimler katıldı. Ancak yapılan tüm etkinlikler Sepetçi’yi yaşatmaya yetmemişti.
1999 yılında hayata gözlerini kapatan Sepetçi 33 yaşında hayata veda etti. Ölümünden sonra memleketi olan Karacabey’e defnedilen Sepetçi’nin adı, yeğeni Alper Tüydeş’in çabaları sonucu doğup büyüdüğü Sırabademler Mahallesi 145 Sokağa verildi… Yine Alper Tüydeş’in kurduğu “Hakan Sepetçi Tiyatrosu Karacabey Kültür Sanat Topluluğu”da Sepetçi’nin adını kendisine yakışan şekilde sanatla ve alkışlarla yaşatılıyor.
Vefatının ardından Sanat Camiasındaki dostlarının Sepetçi için söyledikleri
Sanki bir saz telinin bam ya da cim teli eksik, Hakan gitti gideli… Çok sevdiğim sevgili Hakan’ın ardından ne diye bilirim ki.. O fiziki varlığıyla aramızdan ayrıldı en üretken olduğu çağda ve yaşta (Bizimi sevmedi ne?) çekti gitti bir bilinmez diyare, yalnız, beklesin bizi, biz de geleceğiz o diyare… Yoksa cennette televizyon yok mu?
Hakan ile tiyatroya birlikte başladık. Çok iyi arkadaşımdı. Çok sempatik bir oyuncuydu. Genç yaşta kaybettik. Ama o yaşam sevincinin ne demek olduğunu hepimize gösterdi. Ustalarımızı, abilerimizi yitirdiğimiz bir dönemdeyiz, ancak orada çok güzel bir kadro oluşmaya başladı, bende gidince bir oyun yazacam ve hep beraber oynayacağız.

Hakan’la aynı sahneyi paylaşmıştık. Yetenekli, çalışkan, gelecek vaad eden bir oyuncuydu. Erken ölümü bizleri çok üzdü. Hakan’ın talihsiz bir insan olduğunu düşünüyorum. Türk tiyatrosu geleceği çok parlak bir sanatçısını yitirdi..
Güzel ve iyi insanlar için “erken ölür” derler. Belki Doğru ama güzel ve iyi insanlar hafızalarda daima iyilik ve güzellikle ölümsüzleşirler.
Hakan Sepetçi’yi de ışığa gönderdik. 33 yaşındaydı. Bursa’lıydı. Ortaoyuncular’da tiyatroya başlamıştı. Sonra Flash Tv’de program yaptı. Olay Tv açılınca oraya geçti. Biz birlikte sevgili arkadaşım Sunal Kural Aytuna’nın filmi Deniz Bekliyordu’da rol aldık. Bizi çok önceleri Sunal tanıştırmıştı. ‘Amansız denen o hastalığa yakalandı. Hakan artık acı çekmiyor. Ondan bana sevimli yüzü, Singapur’dan getirdiği pareo, fildişi toka ve küçük bir deve çanı hatıra kaldı. Seni özleyeceğiz canım kardeşim… Buluşuncaya kadar…

Hakan’ın ölümünden bir ay önce doktoruyla görüşmüştüm. Doktoru bana bir aylık ömrü kaldığını söylemişti. İzmir turnesi öncesi vedalaşmak için Karacabey’e gittim. Nasıl vedalaşırdık. Hayat dolu bakışları altında vedalaşamadık. Ona son defa sarılamadım.
Ortaoyuncularda tiyatroyu öğrendiğim abilerimden biri idi.. İçindeki tiyatro ve oyunculuk aşkı her ortamda, her mecrada üretmesini sağladı, onu çok özledik ve çok özleyeceğiz … Son günlerinde yanına gittiğimde yüzündeki her şeye rağmen yok olmayan gülümsemesi, yaşama tutunma çabasını göstersede yetmedi ne yazıkki, nur içinde yatsın sevgili abim.

İzmir Turnesinde olduğumuz için cenazesine katılamadık. Son günlerinde Bursa’ya gelmişti. ”Fazla Mesai” programının hastalığıında sonra fazla mesai olduğunu biliyordu. Bi ara gidip sohbet etmiştik. Bi ara dalmıştı.”Beni rahat bırakın” demişti. O an onu yitireceğimizi anlamıştık. İnsanın bir dostundan bunu duyması çok zor…
Çok yakın bir arkadaşımdı. Hastalığından bu yana hep birlikte olduk. Bir ara iyleşmişti. Ancak biliyorduk. Kendimizi sona hazırlamıştık. Ama, duymak çok farklı bişeymiş. Görüşmelerimizde işimizin zorluğundan kaynaklanan bazı aksamalar yaşamıştık. İzmir turnesinde olduğumuzdan cenazesine katılamadık. Ölümünden sonra ki gece oynadığımız ”Sen Hiç Ateş Böceği Gördün mü?” oyununda ki bütün alkışları o gece Hakan Sepetçi’ye armağan ettik. Mükemmel insan, olağanüstü derecede dost canlısı bir insanı kaybettik. Kardeşim kadar sevdiğim Hakan, gerek oyuncu olarak, gerekse Türk tiyatrosunda araştırmacı olarak çok değerli bir sanatçıydı. Evladımızı kaybettik… Türk tiyatrosunun başı sağolsun.
Mükemmel insan. Olağanüstü derecede dost canlısı bir insanı kaybettik. Kardeşim kadar sevdiğim Hakan, gerek oyuncu olarak, gerekse Türk tiyatrosunda araştırmacı olarak çok değerli bir sanatçıydı. Evladımızı kaybettik. Türk tiyatrosunun başısağolsun…
Hakan’la maalesef hayatının son döneminde karşılaştım. Amansız hastalığına rağmen heyecanlı, yaratıcı ve üretkendi. Hayata veda ederken Hakan’la birlikte bir eser üretmiş olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Bana göre “Aşk İki Kişiliktir” çok güzel bir klip oldu. Sevgili arkadaşım nur içinde yatsın.
Hakanla 2 buçuk yıl hiç ayrılmadan sonrada zaman zaman 10 yıl aynı evi paylaştık. hayatımda en yakın arkadaşlarımdan biriydi. Bunu annesi ve Volkan’da bilirler. Ayrıca şunu belirteyim. Aramızdan ayrıldığı için değil, HAKAN gerçekten bu topraklara gelmiş geçmiş en doğru en duyarlı en sevimli insanlardan biriydi… İnsan ölünce toprakta yatar. Hakan sa hep kalbimde yatıyor. Sağlığından kalma bir alışkanlığı onun…
“Aramızda kalsın” demişti bir çok ŞEY için. O zaman önemli olsa da, şimdilerde incir çekirdeğini doldurmayan ve artık kimseyi bağlamayan şeyler. İkimiz de özde sadık kaldık. Birgün, bir zaman diliminde buluşuncaya kadar “Aramızda kalanlar”ın yaşaması gerekiyordu. Hiç dokunmadan, kimseye söz etmeden buna bağlı kaldım. Sonsuza dek te bağlı kalacağım..
Aramızdasın.
Sevgimizdesin.
Hastalandıktan sonra tanıdım onu… Ben kanserim günlerim sayılı Akif Abi dedi… Yaklaşık 2 yıl geceli gündüzlü birlikte olduk. İstanbul’a Kemoterapilere birlikte gittik. Benim tümör iyice şerefsizleşmeye başladı abi dedi birgün… Bir daha gitmedik zaten… Acılarının iyice arttığı son günlerde sadece doktordan aldığım morfini Karacabey’e bırakıyor ve çok kısa kalabiliyordum yanında… Sen git abi hadi görme beni böyle derdi hep.. Beni hep rakı sohbetlerinde hatırla derdi.. Kaybetmeden bir gün önceydi… Kulağıma fısıldar gibi, sana şiir klibi çekmeden ölücem diye üzülüyorsun demi beni sevdiğinden değil… Merak etme çekmeden gitmem dedi… Olmadı………… Şimdi bunları bu kadar yıl sonra niye yazıyorum bilmem.. Belki şu andada onu özlediğimi farkettim yeniden.. Seni çok sevmişim ben be Kardeş… Çok Öpüyorum Seni.. Rahat Ol…

Değerli insan Hakan Sepetçi’nin vefatını üzüntüyle öğrendim. Genç yaşta aramızdan ayrılan merhuma tanrıdan rahmet, tüm olay tv camiasına başsağlığı dilerim.
Doğru duyuyorsun, bunlar alkış sesleri ve hepsi senin için… Rahat uyu Hakan Sepetçi. Başımız sağolsun.
Sevgili Hakan! Bir gün yok olacağına hiç inanmamıştık, duyuncada inanamadık. Sen de artık hoş bir sedasın yaşamın perdelerine asılı kalan. Kültür Sanat insanı değerli dostumuz sevgili Hakan Sepetçi’yi yitirmiş olmaktan büyük üzüntü duyuyoruz. Kendisine tanrıdan rahmet, kederli ailesine, mesai ve fazla mesai arkadaşlarına sevenlerine, hepimize başsağlığı dileriz.
xxx xxx
Deniz YAYIN – Arkadaşı
Çok sevimli anlar yaşarken birden Hakan’ın hastalık haberi geldi. Artık Hakan’la eskisi gibi güzel rakı sofralarımız olmuyordu. Eski sohbetler neşeyle konuşulmuyordu. Bir akşam, kendini çok iyi hissettiği gece bir meyhanede yine kafaları çekiyorduk Hakan’la. Benim Türk sanat müziğinden çok sevdiğim bir parça vardı, Selahattin İçli’nin Birtanem diye… Farkına varmadan oradaki arkadaşlardan, fasıldan bu şarkıyı istemiştim. Şarkı çalmaya başladığında sölzeri beni o kadar çok etkiledi ki, ne anlama geldiğini o an fark etmiştim. Susturmak istediğimde Hakan bana aynen hareket ederek susmamı söylemişti. Sözleri şöyleydi;” Bir tanem, bir sabah uyanacaksın ki ben yokum. Dünyayı sana bırakıyorum. O kadar etkilenmiştim ki, gözlerimde yaşlar, hıçkırıklı vaziyede Hakan yok bişi derken, ”Abi merak etme yaşayacağım, çok uzun sürecek, hiç merak etme.” diye seslenmişti. Çok etki altında kalmıştım. Bu kadar yalancı olduğunu bilmiyordum Hakan’ın. Bana doğru söyleyeceğini tahmin etmiştim. Ama kaybettik. Hakanları bulmak çok zor… Onunla olduğum heryerde, onun için bir kadeh rakısını içiyorum Hakan’ın.
Peker ÖNEN – Arkadaşı
Bir akşam, oturuyoruz Hakan’la. Gece yarısı gittim evine, sohbet falan ediyoruz. Çok geç bir saatlerde Cem Karaca aradı. İstanbul’da, sanat camiasında ki bütün ilişkilerini herkes biliyor. herkesin çok yakın ilişkileri vardı. Sevilen bir insandı. Hiç unutmadığım bir lafı vardır Cem Karaca’nın, sık sık İstanbul’a Kemoterapi için geliyormuşsun ama yanılıyorsun, bir kere de bana gel, ben sana Cemoterapi yapıcam demişti Hakan’a. Bu lafın üstüne de sabaha kadar ağlamıştık. Orası buluş yeri, o daha önce keşfetmeye gitti. Nasıl olsa aynı yerde olacağız. Nere de yarım bıraktıysak, orada devam edeceğiz.














Yazılar (RSS)